Tarih
Bölgede
yapılan kazılar Çukurova’da yerleşimin M.Ö. 3000 yıllarına
kadar uzandığını göstermektedir. Çukurova Gülek Boğazı
nedeniyle Anadolu’yu hem güneye, Suriye üzerinden Arap ülkelerine
hem de doğuya Irak ve İran’a bağlayan kavşak durumunda olmuştur.
Günümüzde de uluslararası karayolu, havayolu, demiryolu ve
denizyolu ile bu önemini devam ettirmektedir.
Adana
sırasıyla şu isimleri almıştır:
Uru
Adania -Adad -Adanus -Ezene -Batana -Erdena son olarak da Adana ismi
1872’den itibaren resmi kayıtlarda yer almış ve tescil edilmiştir.
Yöreye
egemen olan medeniyetler
Luvi
Krallığı, Kizzuvatna Krallığı, Hitit Krallığı, Kue (Ove)
Krallığı, Gec Hitit Krallığı, Asur Krallığı, Syennesis
Krallığı, Pers İmparatorluğu, Helenistik Dönem, Selevkos Krallığı,
Otonom Dönem, Roma İmparator1uğu.
Orta
çağda da Adana eski önemini korumaya devam etmiş, bu durum ipek
yolunun buradan geçmesiyle daha da artmıştır. Bu dönemde buraya
egemen olan uygarlıklar şunlardır:
Bizans
İmparatorluğu devri (M.S. 395-638), Selçuklular Devri (M.S.
1071-1097), Ermeni Krallığı (M.S. 1097-1375).
Bu
dönemde çeşitli uygarlıklar yöreye egemen olmak için savaşlar
yapmışlardır. Bu uygarlıklar şunlardır :
Mısır
Türk Memlükleri (MS. 1300 yıllarının başı), Ramazanoğulları
Dönemi (M.S. 1352-1608), Osmanlılar Dönemi (M.S. 1517-1918).
I.Dünya
savaşının bitiş tarihi olan 1918’de Türkler için yeni bir mücadele
başlamıştır. 31 Ekim 1918’de Adana’ya gelen Alman Komutanı
Liman Von Sanders Paşa’dan Yıldırım Orduları Komutanlığı’nı
alan Mustafa Kemal, “Savaş müttefikler için bitmiş olabilir,
ama bizi ilgilendiren savaş, kendi istikbalimizin savaşı ancak şimdi
başlıyor” diyerek Adana’da Kurtuluş Savaşının ilk işaretini
vermiştir.
Bu
sırada düşman kuvvetleri Adana ve yöresini işgal etmeye başlamışlardır.
İstanbul Hükümeti 23 Kasım 1918 tarihli bir yazı ile Adana ve yöresinin
düşmana bırakılmasını isteyen bir yazı göndermiştir. Adanalı
bunu büyük bir tepki ile karşılamış, bu üzücü olayı
protesto etmek için İçişleri Bakanlığı’na “Feryatname”
diye adlandırılan bir telgraf göndermiştir. Fransız işgal
kuvvetleri planlı bir şekilde Ermenileri Adana’ya, Dörtyol’a,
Saimbeyli’ye, Kozan’a ve hatta Gaziantep ve Kahramanmaraş çevresine
de getirip yerleştirmişlerdir. Amaçları I. Haçlı Seferleri
(M.S 1097) sırasında yaptıkları gibi Avrupa devletlerine destek
veren bir Ermeni Devleti kurmaktı. 1918-1919 yıllarında
Adana’da işgalciler korkunç bir zulüm ve işkence uygulamışlardır.
Bunca baskıya dayanamayan Adanalılar örgütlenerek “Kilikya
Milli Kuvvetler Teşkilatı”’ nı kurmuşlar, Milli Direnme Mücadele
Teşkilatı ile birlikte harekete geçmiş1erdir. 20 Şubat
1920’den itibaren Milli Kuvvetler zafer kazanmaya başlamış1ardır.
“Karboğazı” olayı olarak da bilinen olay Kuva-yı Milliye’
nin ilk zaferidir. 28 Mayıs 1920’de Fransızlar Mersin-Adana hattına
çekilmişler, Kozan ve diğer dağlık bölgeleri tamamen bırakmışlardır.
10 Temmuz 1920’de Ermeniler tarafından Türklere karşı bir soykırım
harekatı başlatılmış, bunun neticesinde Türkler Toroslara doğru
kaçmışlardır.
Tarihte bu olaya “Kaç, kaç olayı” da denilmekledir. 5 Ağustos
1920’de Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Bey (Çakmak) ve
milletvekilleri Pozantı’ya gelmiş, burayı il haline getirerek
Pozantı kongresini yapmışlardır. Kasım 1920 tarihinde Fransızlar
büyük bir yenilgiye uğramışlar ve Fransız Hükümeti T.B.M.M Hükümeti’ni
resmen tanıyarak barış yapmıştır. 20 Ekim 1921 ‘de Fransızlarla
“Ankara Anlaşması” imzalanmıştır. Bu anlaşmaya uygun
olarak 5 Ocak 1922’de Fransızlar Çukurova’dan tamamen ayrılmışlardır.
Bu tarihten itibaren Adana tekrar il statüsüne getirilmiştir.
|